İşletmeden gerçekleştirilen her ödemenin kayıt altına alınması, kasa hareketlerinin düzenli şekilde izlenmesi ve muhasebe kayıtlarının doğru tutulması açısından büyük önem taşır. Tediye kavramının ne ifade ettiğini, tediye makbuzunun hangi şekilde hazırlanması gerektiğini ve hangi durumlarda hangi belgenin kullanılması gerektiğini bu yazımızda örneklerle ele alıyoruz.
Tediye, işletmeden gerçekleşen para çıkışını; tahsilat ise işletmeye giren parayı ifade eder.
Tediye makbuzu, ödemenin gerçekleştirildiğini kanıtlar ancak fatura, gider pusulası veya serbest meslek makbuzu yerine kullanılamaz.
Makbuz üzerinde tarafların bilgileri, tarih, ödeme yöntemi, tutarın rakam ve yazıyla gösterimi, açıklama ve imza bölümleri bulunmalıdır.
Ödemeyi teslim alan kişinin imzası, paranın karşı tarafa verildiğini kanıtlamak bakımından önem taşır.
Tediye makbuzu ödeme işleminin kanıtını oluştururken, tediye fişi nakit çıkışının işletmenin muhasebe sistemine işlenmesini sağlar.
Banka üzerinden yapılması zorunlu tutulan ödemelerde yalnızca tediye makbuzu düzenlemek yeterli değildir.
Tediye kelimesi, Arapça kökenli olup "ödeme" anlamına gelir. Muhasebe açısından ise işletmenin gerçekleştirdiği para çıkışlarını tanımlamak için kullanılır. Günlük hayatta bu kelime daha çok kamu çalışanlarına verilen ilave tediye ödemeleriyle birlikte anılır. İşletmeler bakımından ise ödeme işlemlerini belgeleyen tediye makbuzu ve tediye fişi daha fazla önem taşır.
Örneğin kasadan bir tedarikçiye nakit ödeme yaptığınızda, bir çalışana iş için avans verdiğinizde veya kira depozitosunu elden ödediğinizde; ödemenin kime yapıldığının, hangi tarihte gerçekleştirildiğinin ve hangi amaçla verildiğinin belgelenmesi gerekir. Bu yazıda tediye kavramını ve işletmeden çıkan ödemelerin nasıl doğru şekilde belgelendirilebileceğini açıklıyoruz.

Tediye, kısaca ödeme demektir. Muhasebe uygulamalarında işletmenin kasasından veya banka hesabından yaptığı ve işletme varlıklarında para çıkışına neden olan ödemeler tediye olarak ifade edilir. Bunun karşıtı tahsildir. Tahsilat, işletmeye para girişi anlamına gelir. "Tediye ödemesi" ifadesi ise çoğunlukla bir borcun veya yükümlülüğün yerine getirilmesi amacıyla yapılan ödemeyi anlatır.
Tediye kelimesi temel olarak üç farklı bağlamda kullanılabilir. Muhasebede işletmenin gerçekleştirdiği ödemeleri ifade ederken, iş hukukunda kamu işçilerine yapılan ilave tediye ödemesini tanımlar. Günlük konuşma dilinde ise daha az kullanılmakla birlikte "borç ödeme" anlamında karşımıza çıkabilir.
Tedarikçiye ödenen fatura bedelleri, çalışanlara verilen maaş ve avanslar, kira ödemeleri ile vergi ve SGK ödemeleri tediye kapsamında değerlendirilir. Bu işlemler nakit, çek, havale veya EFT gibi farklı yöntemlerle gerçekleştirilebilir. Ödeme hangi yöntemle yapılırsa yapılsın, muhasebe açısından işletmeden gerçekleşen bir para çıkışı olarak kaydedilmeli ve uygun bir belgeyle desteklenmelidir.
İlave tediye; kamu kurum ve kuruluşlarında işçi statüsünde görev yapan çalışanlara, 6772 sayılı Devlet ve Özel Sektördeki Bazı İşyerlerinde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun kapsamında verilen yasal ek ödemedir. "Tediye ne demek?" şeklinde yapılan aramaların önemli bir bölümü de bu ödeme türüyle ilgilidir.
İlave tediyenin başlıca özellikleri şöyledir:
Kimler yararlanır: Bakanlıklar, belediyeler, il özel idareleri ve kamu işletmeleri gibi kamu işyerlerinde çalışan işçiler ilave tediye alabilir. Memurlar ile özel sektör çalışanları bu kapsamda değildir.
Ödeme miktarı: Yıllık toplam ödeme 52 günlük ücret üzerinden hesaplanır ve çoğunlukla 13 günlük dört taksit şeklinde ödenir. Bu nedenle "13 günlük tediye" ifadesi sıkça kullanılır.
Ödeme zamanları: Her yıl Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir ve Resmî Gazete'de yayımlanır.
Vergi ve prim kesintileri: İlave tediye ücret niteliğinde olduğundan SGK primi, gelir vergisi ve damga vergisi kesintilerine tabidir.
İlave tediyenin ödeme tarihleri ve tutarları her yıl değişebildiğinden, güncel bilgilerin Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararları üzerinden kontrol edilmesi gerekir.
Hayır. İlave tediye, kanundan kaynaklanan ve kamu işçilerine tanınan bir ödeme hakkıdır. Özel sektörde verilen ikramiyeler ise iş sözleşmesine, toplu iş sözleşmesine veya işverenin kendi kararına bağlı olabilir. Bu nedenle özel sektör açısından ikramiye verilmesi genel olarak yasal bir zorunluluk değildir.

Tediye makbuzu, bir kişi veya işletme tarafından gerçekleştirilen ödemenin, parayı teslim alan kişinin imzasıyla kayıt altına alınmasını sağlayan belgedir. Makbuz, ödemeyi yapan taraf tarafından hazırlanır; ödemeyi alan kişi ise imza atarak parayı teslim aldığını teyit eder. Böylece ödemenin kime, hangi tarihte, hangi miktarda ve hangi amaçla yapıldığı belgelenmiş olur.
İşletmelerde tediye makbuzu özellikle şu işlemlerde kullanılabilir:
Çalışana iş amacıyla avans verilmesi veya yaptığı harcamaların kendisine ödenmesi
Faturası bulunan bir mal ya da hizmetin bedelinin tedarikçiye nakit olarak verilmesi
Kira veya depozito tutarının elden ödenmesi
Kişiler ya da işletmeler arasındaki nakit borcun kapatılması
Tediye makbuzunun önemi özellikle elden yapılan ödemelerde ortaya çıkar. Havale veya EFT işlemlerinde banka dekontu ödemenin gerçekleştiğini gösterdiğinden ayrıca bir makbuz düzenlenmesi çoğu durumda gerekli değildir. Buna karşılık nakit ödemelerde, paranın gerçekten karşı tarafa teslim edildiğini gösteren imzalı makbuz önemli bir kanıt niteliğindedir. Kasa hesaplarında ortaya çıkan bazı farkların temelinde de belgesiz gerçekleştirilen bu tür ödemeler bulunabilir.
Kamu kurumlarında ise benzer bir işlevi reddiyat makbuzu üstlenir. İcra müdürlükleri, mahkeme vezneleri veya vergi daireleri tarafından hak sahiplerine yapılan ödemeler ve iadeler reddiyat makbuzu ile kayıt altına alınabilir.
Tediye makbuzu ile tahsilat makbuzu arasındaki temel fark, paranın hareket yönüdür. Tediye makbuzunu parayı ödeyen taraf düzenler ve ödemeyi alan kişi imzalar. Tahsilat makbuzunu ise parayı alan taraf düzenleyerek ödeme yapan kişiye verir. Dolayısıyla aynı ödeme işleminde tarafların elinde farklı isimlere sahip iki belge bulunması mümkündür.
Hayır. Tediye makbuzu, Vergi Usul Kanunu'nda (VUK) tanımlanan fatura, gider pusulası veya serbest meslek makbuzu gibi bir vergi belgesi değildir. Temel amacı, gerçekleştirilen ödemenin yapıldığını kanıtlayan ticari bir belge olmaktır.
Bununla birlikte tediye makbuzu işletmeler açısından oldukça önemli bir belgedir. VUK'un 227. maddesi gereğince muhasebe kayıtlarının belgelere dayanması gerekir. Kasadan gerçekleştirilen nakit bir ödeme imzalı makbuzla desteklendiğinde, hem işletme içi denetim açısından hem de ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda güçlü bir kanıt oluşturabilir.
Önemli: Tediye makbuzu, mal veya hizmet alımında düzenlenmesi gereken faturanın yerine kullanılamaz. Vergiden muaf esnaftan veya vergi mükellefi olmayan kişilerden yapılan alımlarda gider pusulası düzenlenmesi gerekir. Sadece tediye makbuzuna dayanılarak kaydedilen bir gider, vergi incelemesinde kabul edilmeyebilir.
Gider pusulası, fatura düzenleme yetkisi veya yükümlülüğü bulunmayan kişilerden gerçekleştirilen mal veya hizmet alımlarını belgelemek amacıyla alıcı tarafından düzenlenen ve fatura hükmünde olan bir vergi belgesidir. Malın teslim edilmesi veya hizmetin tamamlanmasından itibaren 7 gün içinde en az iki nüsha olarak hazırlanır. 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren belirli işletmeler açısından bu belgenin elektronik biçimi olan e-gider pusulasının kullanılması zorunlu hale gelmiştir.
Özetle; tediye makbuzu ödemenin gerçekleştirildiğini, gider pusulası ise yapılan alımı belgelemektedir. İşlemin niteliğine göre her iki belgeye de ihtiyaç duyulabilir.

Tediye makbuzu için mevzuatta zorunlu tutulmuş standart bir şekil bulunmamaktadır. Ancak belgenin ödeme işlemini ispatlayabilmesi için gerekli bilgilerin eksiksiz şekilde yazılması gerekir.
Makbuzun seri ve sıra numarası
Düzenlenme tarihi
Ödemeyi gerçekleştiren işletmenin unvanı, VKN veya TCKN bilgisi ve adresi
Ödemeyi teslim alan kişinin adı-soyadı veya unvanı ile TCKN/VKN bilgisi
Ödeme tutarının rakam ve yazıyla belirtilmesi
Ödeme yöntemi (nakit, çek, havale/EFT vb.)
Ödemenin hangi işlem karşılığında yapıldığını açıklayan bilgi
Ödemeyi yapan ve teslim alan tarafların imzaları
1. Seri ve sıra numarası belirleyin.
Makbuzları 2026/001, 2026/002 gibi birbirini takip edecek şekilde numaralandırın. Numara atlanması veya aynı numaranın birden fazla kullanılması kayıtların güvenilirliğini olumsuz etkileyebilir.
2. Taraf bilgilerini ekleyin.
Ödemeyi yapan işletmenin ve parayı teslim alan kişinin kimlik ve iletişim bilgilerini mümkün olduğunca eksiksiz şekilde yazın.
3. Ödeme tutarını iki şekilde belirtin.
Tutarı hem rakamla hem de yazıyla gösterin. Yazıyla belirtilen tutar, sonradan rakam üzerinde değişiklik yapılmasını zorlaştırdığı için önemlidir.
4. Ödeme yöntemini belirtin.
Ödeme çek kullanılarak yapıldıysa çekin bankası, numarası ve vade tarihi gibi bilgileri de makbuza ekleyin.
5. Ödeme nedenini açıkça yazın.
"2026 Eylül ayı kira ödemesi" veya "012345 numaralı faturanın bedeli" gibi işlemi açıkça tanımlayan ifadeler kullanın.
6. İmzaları tamamlayın ve iki nüsha hazırlayın.
Makbuzun bir nüshası işletmede muhafaza edilirken diğer nüsha ödemeyi alan tarafa teslim edilmelidir.
7. Muhasebe kaydını gerçekleştirin.
Yapılan ödemeyi aynı gün tediye fişi üzerinden muhasebe kayıtlarına aktarın.
8. Yaygın hatalardan kaçının.
Tutarın yazıyla belirtilmemesi, açıklama bölümünün boş bırakılması, ödemeyi alan kişinin imzasının bulunmaması veya makbuzun tek nüsha hazırlanması sık karşılaşılan hatalardandır. Bu eksiklikler belgenin ispat gücünü azaltabilir.
9. Çek ve banka yoluyla yapılan ödemelerde makbuz kullanımı.
Havale veya EFT işlemlerinde banka dekontu ödeme için temel kanıt niteliğindedir ve ayrıca tediye makbuzu düzenlenmesi zorunlu değildir. Ancak dekontta yeterli açıklama bulunmuyorsa veya tek bir ödeme birden fazla faturayı kapsıyorsa, ayrıntılı bir makbuz düzenlemek kayıtların anlaşılmasını kolaylaştırabilir.
Çekle yapılan ödemelerde ise tediye makbuzu, çekin karşı tarafa teslim edildiğini belgelemek açısından kullanılabilir. Bu nedenle çek numarası ve vade tarihinin makbuz üzerinde açıkça gösterilmesi gerekir.
Tediye fişi, işletmenin kasasından gerçekleştirilen nakit ödemelerin muhasebe sistemine aktarılması amacıyla hazırlanan iç muhasebe belgesidir. Tahsil fişi ve mahsup fişiyle birlikte muhasebede kullanılan temel fiş türlerinden biridir.
Tahsil fişi işletmeye giren nakit hareketlerini, tediye fişi işletmeden çıkan nakitleri, mahsup fişi ise nakit hareketi bulunmayan muhasebe işlemlerini gösterir.
Tediye makbuzu ile tediye fişi aynı ödeme işlemine ilişkin olsa da farklı amaçlara hizmet eder:
| Tediye Makbuzu | Tediye Fişi | |
|---|---|---|
| Amacı | Ödemenin gerçekleştirildiğini kanıtlamak | Ödemeyi muhasebe sistemine kaydetmek |
| Kim imzalar? | Ödeyen ve ödemeyi alan taraf | İşletmenin kasa ve muhasebe sorumlusu |
| Karşı tarafa verilir mi? | Evet, bir nüshası teslim edilir | Hayır, işletmede saklanır |
Kısaca tediye makbuzu, taraflar arasında gerçekleşen ödemenin kanıtıdır; tediye fişi ise işletmenin bu ödemeyi kendi muhasebe kayıtlarına aktarmasını sağlar. Tediye fişinin dayanağı çoğu durumda tediye makbuzu gibi bir ödeme belgesidir.
Yukarıdaki örnekte çalışana verilen 4.500 TL tutarındaki iş avansı, tediye fişi aracılığıyla şu şekilde muhasebeleştirilebilir:
| Hesap | Borç | Alacak |
|---|---|---|
| 195 İş Avansları | 4.500,00 TL | |
| 100 Kasa | 4.500,00 TL |
Bir satıcıya ait fatura nakit olarak ödendiğinde ise 320 Satıcılar hesabı borçlandırılır ve 100 Kasa hesabı alacaklandırılır.
Çalışana tahakkuk etmiş maaş veya masraf iadesinin nakit olarak ödenmesi halinde 335 Personele Borçlar hesabı borçlandırılır. Yapılan her işlemde tediye fişinin açıklama bölümüne dayanak oluşturan makbuz numarasının yazılması, muhasebe kaydının ilgili belgeyle kolayca eşleştirilmesini sağlar.
Ödeme ve tahsilat işlemlerinde kullanılan belgelerin görevleri birbirinden farklıdır. Bu nedenle hangi durumda hangi belgenin hazırlanması gerektiğinin bilinmesi önemlidir. Aşağıdaki tablo temel farkları göstermektedir:
| Belge | Kim düzenler? | Hangi durumda? | Vergi belgesi mi? | Örnek |
|---|---|---|---|---|
| Fatura | Mal veya hizmeti satan | Satış sırasında veya 7 gün içinde | Evet (VUK md. 229) | Tedarikçiden kırtasiye satın alınması |
| Gider pusulası | Mal veya hizmeti alan | Vergiden muaf esnaf veya mükellef olmayan kişiden alımda | Evet (VUK md. 234) | Köylüden ürün satın alınması |
| Serbest meslek makbuzu | Serbest meslek erbabı | Hizmet bedeli tahsil edildiğinde | Evet (VUK md. 236) | Avukatlık hizmeti bedeli |
| Tahsilat makbuzu | Parayı tahsil eden | Ödeme alındığında | Hayır, ticari belge | Müşteriden nakit ödeme alınması |
| Tediye makbuzu | Parayı ödeyen | Ödeme gerçekleştirildiğinde | Hayır, ticari belge | Personele iş avansı verilmesi |
| Banka dekontu | Banka | Havale, EFT veya POS işlemlerinde | Hayır; ancak ödeme tevsikinde kullanılır | Satıcıya banka yoluyla ödeme |
Tediye makbuzu, yukarıdaki belgelerin herhangi birinin yerine geçmez; gerektiğinde bu belgeleri destekleyen tamamlayıcı bir belge olarak kullanılır. Örneğin faturası bulunan bir malın bedeli nakit olarak ödendiğinde, fatura satın alma işleminin vergi belgesi olarak, tediye makbuzu ise ödemenin yapıldığını gösteren belge olarak işletme kayıtlarında birlikte muhafaza edilebilir.
En fazla karıştırılan belgelerden biri tediye makbuzu ile gider pusulasıdır. Fatura düzenlemeyen veya düzenleyemeyen bir esnaftan ya da kişiden mal veya hizmet satın alındığında öncelikle gerekli gider pusulası düzenlenir. Ödeme nakit olarak yapılmışsa buna ek olarak ödeme makbuzu da kullanılabilir.
Her ödeme nakit olarak gerçekleştirilip yalnızca makbuz düzenlenerek belgelendirilemez. VUK mükerrer 257. madde ve 459 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği kapsamında, mal ve hizmet alım-satımlarına ilişkin belirli tutarın üzerindeki tahsilat ve ödemelerin banka, ödeme kuruluşu veya PTT aracılığıyla gerçekleştirilmesi ve ilgili kurum tarafından düzenlenen belgeyle tevsik edilmesi zorunludur. 575 Sıra No.lu Tebliğ ile bu tutar 30.000 TL olarak belirlenmiştir.
Belirlenen sınırı aşan ödemelerde temel tevsik belgesi banka dekontudur. Bu tür işlemlerde yalnızca tediye makbuzu düzenlenmesi yeterli değildir. Kurala aykırı hareket edilmesi halinde işlem tutarının yüzde 10'u oranında özel usulsüzlük cezası uygulanabilir.
Söz konusu sınır, işlemin toplam bedeli üzerinden değerlendirilir. Ödemeyi küçük parçalara bölmek, bankadan ödeme yapma zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Limitin altında kalan işlemlerde dahi banka yoluyla ödeme yapmak, işlemin ispatlanması açısından daha güvenli bir yöntemdir.